Sadece tiz bir çığlıktı. Ama uzundu. Hatırdan çıkmayacak cinsten korkutucu ve ürpertici. İlk defa dinlediği büyüleyici şarkının fonundan gelen güzel bir efekt sandı önce çığlığı. Öylesine kapılmıştı ki çünkü şarkıya. Karanlık odayı doldurmuş şarkı dış dünya ile 17 dakikalık ilişkisinide kesivermişti. Kapanan kapı sesinden şarkının sonlarına yaklaşmakta olduğunu düşündü, çünkü bu deli herifler seviyordu müzikte böyle imgeleri kullanmayı. Şarkıyı içinden bir bravo çekerek sessizce alkışladı bir elinde yanan sigarasıyla. Parçayı tekrar dinlemekle, şarkının bitimindeki huzuru yaşamak arasındaki kararsızlık anında farketti; kapının tekrar kapanarak az önceki tiz çığlığın yerini bağırtılara bıraktığını. O an anladı şarkıyı dinlemediğini, hatta değil şarkıyı dinlemek, ne bilgisayarındaki müzik aparatının kapalı olduğunu, ne de bilgisayarını tamamen hiç açmadığını anımsadı. Ne bir müzik vardı odada, ne karanlık. Ampül, masa lambası, köşede yanan 2 mumun gözleri acıtacak kadar aydınlattığı odayı farketmesiyle aynı tarihlere denk geldi ürpermenin şiddetini öğrenmesi. Ama kararsızlık doğasında vardı ve doğal yaşama saygı göstermesinin farkındaydı. Tepki vermezse her şeyin aynı kalacağını sanırdı hep. Tepkisizliği ile birlikte dış dünyanında donup kalacağını farketmesi, ölümü düşündüğü sıkıcı ders aralarının teneffüs ziliyle çakışmasıyla yine aynı tarihlere denk gelmekteydi. Huzursuz bir tepkisizlikle ayağa kalktı, kapıyı aralayarak olaya fazla dahil olmayacağını düşündüğü bir eylemde bulunup sadece görme organını kullanabileceği kadar kafasını çıkardı. Ve dondu. Gözlerinin dolması donmasından mıydı, yoksa dolu gözlerle etrafa baktığı için gözyaşlarının donmasından mıydı kimse bilmedi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder